Günümüzde birçok farklı marka, otomotiv sektöründe olsun ya da Google gibi teknoloji odaklı firmalar olsun, sürücüsüz araç denemelerini sürdürüyor. Sürüş destekli araçlardan daha da öte, tamamen sürücü kontrolünden alınmış, kendi kendine istenen varış noktasına ulaşımı sağlayan araçlar sektörde hızla gelişimini sürdürürken bu teknolojik gelişmeler gerçekten de geleceğin en önemli icatlarından bir tanesi olabilir mi? Eğer böyleyse, medyada, bu araçların karıştığı ölüm haberleri neden yapılan bu araştırmalardan çok daha fazla yer kaplıyor?

Bilgisayar sistemlerine yerleştirilmiş harita uygulamaları ve araçta yer alan çeşitli sensörlerle akıllı araçlar yollarda kendi başlarına hareket edebiliyorlar. Henüz sürücülü araçlar gibi problemli trafik öğeleri hala daha sistemde yer aldığı için akıllı araçların karşılaşabilecekleri senaryoların sayısı da bir hayli fazla oluyor. Google bir köy kursa, sadece otonom araçların hareket ettiği bir trafik sistemi şu anki teknolojisiyle çok daha kısa bir zaman içerisinde kurgulayabilir. Yayalar da trafik kurallarına uyduğu sürece karşılaşacağı sorunlar da bir hayli az olacaktır. Fakat sürücüsüz otomobil geliştirici firmalar piyasaya sürmeye hazırlandıkları araçlarının trafikte her türlü senaryoya hazırlıklı olduğundan emin olmak zorunda.

İşte bahsettiğimiz planlanamayan senaryolardan bir tanesi de geçtiğimiz aylarda Uber’in sürücüsüz otomobilinin başına geldi. Bir gece sürüşünde yola çıkan bisikletli bir kadının ölümü ile sonuçlanan bir kazaya karışan Uber otonom aracı bütün medyanın konusu oldu. Firmaların sürücüsüz araçlar üzerinde yaptığı çalışmaları dile getirmeyen bütün haber mecralarında bir anda bu ölüm haberini “sürücüsüz araçlar acaba güvenli değil mi?” sorularını sorarak baş köşeye taşıdılar.

Ölüm kesinlikle dönüşü olmayan, çok vahim bir olay olsa da sırf haber değeri taşıması için olaya olan yaklaşımlar bir hayli yanlış. Türkiye İstatistik Kurumunun (Tüik) geçtiğimiz yıl yayınladığı “Karayolu Trafik Kaza İstatistikleri, 2016 (Sayı:24606)” haber bülteninde yer alan istatistiklere kısaca göz atacak olursak 2016 yılında sadece kayıtlara geçen trafik kazası sayısı 1 milyon 182 bin 491. Bu kazalar sonucu yaşanan ölüm sayısı ise 1 yıl içerisinde 7 bin 300. Bu da demek oluyor ki Türkiye’de günde ortalama 20 kişi trafik kazaları neticesinde yaşamını yitiriyor. Maalesef bayram gibi yoğun zamanlarda gerçekleşen ölümlü kazalar da artıyor. Dünya çapında ise “Uluslararası Güvenli Seyehat Derneği (Association for Safe International Road Travel – ASIRT) verileri yılda ortalama 1.3 milyon kişinin trafik kazaları sonucu öldüğünü gösteriyor. Yani her saat ortalama 148 kişi yaşamını yitiriyor. Yaralanmalar ve sakatlıklar ise bu sayının çok üstünde.

Bu noktada yapılması gereken trafik kazalarının sorumluluğunu otonom araçlarla bağdaştırmak yerine dünyada zaten var olan bu sorun için asıl çözümün bu otonom araçlardan geçtiğini anlamaktır. Zaman içerisinde senaryolar geliştirilecek, tüm acil planları hazırlanacak hatta aracın kendi acil planını oluşturması sağlanacaktır. Çevre ile etkileşim daha da gelişecek, araçların daha hızlı ve daha doğru tepki vermesi ile birlikte otonom araçlarla kurulacak bir trafik yapısı günümüzdeki ile kıyaslanamayacak kadar güvenli olacaktır. Gerek sağladığı trafik güvenliği, ulaşım kolaylığı gerekse de zaman kazancı ile birlikte emin olun ki sürücüsüz araçlar geleceğin en önemli teknolojik gelişmelerinden bir tanesi olacaktır.