Kullananların artık nasıl oluşturulduğunu merak etmediği yeni başlayanların ise işaret parmakları ile harfleri tırım tırım aradıkları QWERTY klavye Christopher Latham Sholes’un daktiloyu icat etmesiyle ortaya çıkmıştır. İlk zamanlar hızlı yazmak için harfleri kullanım sıklığına göre yerleştiren Sholes, yakın tuşlara aynı anda bastığında mekanik kolların kâğıdı sıkıştırdığını tespit etti. Bu sorunu yazım hızını yavaşlatarak çözebileceğini düşünen Sholes harflerin yerlerini olabildiğince karıştırdı. En çok kullanılan harfleri elin kolay erişemeyeceği en uç noktalara yerleştirdi. İşte her şey böyle başladı.

1900 yıllardan sonra daktiloların mekanik olarak daha verimli hale gelmesi kâğıt sıkışma sorunlarını önledi ve QWERTY klavyenin verimsizliği insanlar için yeni bir sorun olmaya başladı.

1932 yılında Washington Üniversitesi’nde Profesör August Dvorak etkili bir klavye tasarlamak için çalışmalara başladı. Dvorak bir bilim insanı olması sebebiyle işe daha istatistiksel yaklaştı ve insanları daktilo kullanırken filme çekerek yazdıkları yazıları hangi durumların yavaşlattığını analiz etti. Sonuç mu;

Bu çalışması sonrası maksimum hız ve verimlilik kazanmak için en çok kullanılan “A, O, E, U, I, D, H, T, N” harflerini parmakların aynı zamanda dinlendiği ana satıra yerleştirmiştir.

Ünsüz harfleri sağ tarafa, ünlü harfleri ise sol tarafa dağıtarak her iki ele düşen iş yükünü dengeleyerek daha ergonomik bir klavye elde etmiştir.

Dvorak’ın diğer yaptığı araştırma ise klavyede yazım sırasında parmakların aldığı mesafedir. Sekreterler üzerinde yaptığı araştırmada QWERTY klavye ile yazılan yazıda 25,75 km mesafe alınırken DVORAK’ın icat ettiği klavyede ise bu mesafe 1.60km olarak tespit etmiştir.

Bu arada bu çalışmaların hepsinin İngilizce dili için gerçekleştirildiğini de bilmenizde fayda var 😊