Eğer bir şekilde kargo alıp gönderdiyseniz özellikle de daha önce online alışveriş yapmış biri iseniz kargo deyince hemen aklınızın bir köşesinde kötü bir anınız canlanmıştır. Çünkü aynen başlıkta da yazdığı gibi Türkiye’de insanların online alışveriş deneyimi tamamen kargo personellerinin insiyatifine kalmış bir vaziyette. Tam da bu noktada bu durumun nedenlerine iniyoruz.

Bu nedenlere inmeden önce şunu mutlaka belirtmek lazım. Konu herhangi bir firma ya da herhangi bir meslek grubunu ele almıyor. İçerik tamamen insanı ve insan davranışlarındaki etik olmayan davranışı ele alıyor. İşte bu nedenle de kargo dağıtım anlayışındaki kalitesizliğin nedenlerini insanları zan altına almadan, tamamen kurulu sistemi eleştirerek irdeliyoruz.

Hayatta kaliteyi doğuran en önemli şeylerden bir tanesi de rekabettir. İsterseniz kaliteli bir tişört giymeniz, kaliteli bir kahve içmeniz, kaliteli bir yemek yemeniz pek mümkünken kalitenin yıllardır sağlanamadığı sektörlerden bir tanesi de kargo sektörü. Bunun da en önemli sebebi tam anlamıyla bir rekabet ortamının oluşmamış olması. Bu nedenle de aslında çözüm daha fazla kargo firmasının ortaya çıkıp standartları, hizmet kalitesini yükseltmesinden geçiyor. Geçiyor ama…

Ama…

Bir kargo firması açmak oldukça zor bir iş. (1. adım) Her şeyin başında olabildiğince fazla şuben olmak zorunda ki insanlara erişimin maksimum düzeyde olsun. Yurt genelinde hizmet vermek istiyorsan bir kere tüm şehirlerde neredeyse her bir ilçeye bir şube açmak zorundasın.

İş şube sayısını arttırmakla da bitmiyor. (2. adım) Bu şubeler sürekli olarak farklı şehirlere gönderilecek kargolar kabul ediyor olacak. Teoride bir şubeden diğer 80 şehre de gönderilmesi gereken kargolar alınabilir. Basit bir teorik hesap yapıp sadece il bazında düşünerek ilçeleri hesaba katmazsak bir firmanın 80*80= 6400 gönderim yolunu (posta adedi değil, katedilmesi gereken 6400 farklı yol: Bursa -> İzmir, İzmir -> Bursa, Ankara -> Manisa, Manisa -> Ankara, Malatya -> Sakarya, Sakarya -> Malatya vb.) organize etmesi, bunu bir sistematiğe oturtması gerekmekte.

Kargolar gideceği şehirlere vardı, fakat hala bitmedi. (3. adım) Bir de şehir içi dağıtım için araçlar alıp insanları istihdam edip alıcılara paketleri de yönlendirmeniz gerekiyor.

Peki kargoların güvenliği? (4. adım) Sevkiyat ve dağıtım sırasında insanların size emanet ettiği kargoların başına bir zarar gelmediğinden emin olmalısınız.

Sorunlu olan adım hangisi?

Rekabet ortamının olmayışının doğurduğu kalitesizlikten bahsettik başta. Peki kalitesizlik hangi adımda ortaya çıkıyor? 1. ve 2. adımlar bir standarda da bağlanabildiği için sorunsuz işliyor. Sonuçta bir şubeniz varsa, yaptığı işlemler kontrol edilebilir ve bir şekilde rayına sokulabilir. Ayrıca şubeler arası aktarım da paketler üzerindeki etiketlerle takip edilir ve hangi paket nerde, yerine ulaştı mı kontrol edilebilir. Fakat konu 3. ve 4. adıma geldiği zaman bir standart konulamaması, kaliteyi arttırıcı (zorlu rekabet gibi) bir teşviğin de yer almaması ile işler hiç de tıkırında gitmez. Şimdi yaşadığınız kargo problemlerini bir daha düşünün. Büyük bir olasılıkla şehir içi dağıtım veya kargonuzun güvenliği ile alakalı bir problem olduğunu göreceksiniz.

3. Adım: Dağıtım

Eğer şöyle sorumluluk sahibi, işini layıkıyla yapan bir kargo personeline denk gelmezseniz o kargo bir türlü gelmek bilmez. Dağıtımın ilk iş gününde yetişmeyip bir sonraki güne bırakılması gayet anlaşılabilir bir nedenken evde olmanıza rağmen adresinize dahi uğramadan “geldik, evde bulamadık” bahanesine sığınılması ise işte kalitesizlik ve kişilerin insiyatifine kalışımızın en belirgin örneği. Böyle bir durumda ne evde olduğunuzu ispatlayabiliyorsunuz ne de kargonuzun adresinize gelmediğini.

4. Adım: Kargo Güvenliği

Belki biraz zaman kaygısı, belki boşvermişlik belki de başka bir sebeple, taşınan kargoların birçoğunun güvenliği layıkıyla sağlanamıyor. İnternette biraz gezinirseniz paketlerin nasıl umursanmadan atıldığını görebilirsiniz. Sabah saatlerinde bazı kargo şubelerinin önünde dağıtılmayı bekleyen, resmen kışlık odunları kapı önüne yığmış gibi, kargoların da yığılı bir vaziyette beklediğini de gözlemlemeniz mümkün. Zaten pakette zarar görebilecek bir ürün varsa bile sorumluluk almadıklarını beyan eden bir kağıdı imzalamanızı istiyorlar.

Sonuç

Tüm bu bahsettiğimiz olumsuzluklar yıllardır düzelmeyen, herhangi bir aşama katedemeyen sorunlar. Ancak öyle büyük sorunlar ki online alışverişlerde alışveriş yaptığımız e-ticaret sitelerinin verdiği hizmetten öte bunlarla karşı karşıya kalıyoruz. Şikayet sitelerinde, forumlarda, bloglarda çok kısa bir süre dolaşsanız bu konulardan yakınan yüzlerce insanı kolaylıkla bulabilirsiniz. Başta da dediğimiz gibi ana neden kargo firmalarının sayıca az olması, rekabet ortamının tam anlamıyla oluşmamış olması. Firmalar karşılarında gerçekten işini kaliteli yapan bir başka firma görse, kendi seviyelerini de çok üstlere çekeceklerdir.

Son zamanlarda paket dağıtım konusunda daha minimal girişimler görüyoruz. Sadece İstanbul ya da birkaç şehri hedef alan bu girişimler ilk iki adımın maliyet yüküne girmedikleri için doğrudan 3. ve 4. adımlara odaklanabiliyorlar. Belki böyle başlayıp sonradan farklı şehirlere yayılan girişimlere daha çok ihtiyacımız vardır.