Savaş sırasında askerlerin iyi beslenmesi ve yeterli enerjiyi alabilmesi oldukça önemlidir. Bu nedenle de 2. Dünya savaşı sıralarında, beslenme konusunu bir adım öteye taşımak isteyen Amerikan ordusu, askerlerin savaş alanlarında kullanabilecekleri özel bir savaş çikolatası yaptırmaya başlar.

Her şey Amerikan Ordusu’ndan Yüzbaşı Paul Logan’ın 1937 yılında dünyanın en büyük çikolata şirketlerinden bir tanesi olan Hershey Çikolata Şirketi ile görüşmesi ile başladı. Yüzbaşı Logan, Hershey’nin başkanı William Murrie ve Kimyager Şefi Sam Hinkle ile buluştu ve bu ilk buluşmada savaşa katılan askerlerin ihtiyaçları üzerinde durularak sonrasında savaş çikolatasının ilk deneysel üretimine başlandı.

Yüzbaşı Logan, savaşa katılan askerlerin gıda paketlerine koyulabilecek yüksek enerjili bir besin istiyordu. Çikolatanın günlük hayattaki enerji verici, dinçlik verici, yorgunluğu engelleyici etkilerini bilen Logan, Hershey ile görüşerek özel bir çikolata talebinde bulundu. Özellikle yaz sıcağında çok kolay bir şekilde eriyebilen standart çikolataları bir asker asla kullanamazdı, askerin yanında taşımasına uygun değildi. Ayrıca bu çikolatalar askeri şartlarda güzel tatları nedeniyle acil durumlarla karşılaşmadan hemen tüketmek için de fazla cezbedicilerdi ancak savaş sırasında bu gıdalar yalnızca açlık durumunda tüketilmeliydi. Bu nedenle Logan, bazı şeylerin değiştirilmesi, savaş şartlarına uyarlanması gerektiğini düşünüyordu.

Yüzbaşı Logan, Hershey Çikolata Şirketi ile görüşmesinde yapılacak savaş çikolatasının gerekliliklerini sıraladı: çikolata yaklaşık 4 oz ağırlığında (113.40 gr) olmalı, yüksek sıcaklıklara dayanabilmeli ve erimemeli, yüksek enerji değerlerine sahip olmalı ve tadı da çok iyi olmamalıydı. Yüzbaşı Logan, bir askerin bu çikolatayı yalnızca ihtiyacı olduğunda tüketmesi gerektiğini düşünüyordu. Bu yüzden tadının haşlanmış bir patatesten çok az daha iyi olması gerektiğini söyledi. Böylelikle hiçbir asker yanındaki gıdayı zevk için tüketmeyecekti.

Kimyager Şefi Sam Hinkle bu çikolatanın geliştirilebilmesi için atandı. Çikolatada kullanılan malzemeler: çikolata likörü, şeker, yağsız süt tozu, kakao yağı, yulaf unu ve vanilin. Tadının istenildiği gibi normal bir çikolatadan daha az çekici olması için, şeker miktarı düşürülüp çikolata likörü oranı arttırıldı. Denemeler sonucu sert bir macun ortaya çıktı. Bu macun kalıplara dökülüp dondurulamayacak kadar sert olduğu için çikolata barları macun preslenerek hazırlanmaya başlandı. 3 günlük deney süresinin ardından az miktarda örnek barlar üretilip Yüzbaşı Logan’dan onay alındı, Yüzbaşı bu örneklerden çok memnun kalmıştı. 4 ozluk çikolata barlarının her biri yaklaşık 600 kaloriydi.

Bu ilk üretimlerden sonra savaş çikolatasının formülünde ve şeklinde ufak değişiklikler oldu. Tropik iklimlerdeki muhtemel bir hastalık olan beriberiye karşı B1 vitamini kaynağı olarak tiyamin hidroklorür eklendi. Bu çikolatalar ilk zamanlar Yüzbaşı Paul Logan’ın ismiyle, Logan Barları olarak anıldı fakat sonraları “Field Ration D” olarak adlandırıldı.

Field Ration D, klasik çikolatalar gibi kolay eriyebilen, akışkan yapıya getirilemedikleri için normal üretim metotları ile üretilemiyordu. Zamanla savaş çikolatasının üretimi için özel makineler ve teknikler geliştirilmesi gerekiyordu. 1937 yılının Haziran ayında 90 bin adet çikolata 3 hafta gibi bir sürede, el işçiliği yoğunlukta olarak üretildi. Fakat 1941 yılına kadar düzensiz aralıklarla ABD ordusunun verdiği siparişlerle daha otomatize bir üretim metodu kullanılması şart olmuştu.

1939 yılında Hershey, geliştirdiği sistemlerle günde 100 bin adet çikolata üretebiliyordu. 1945 yılına gelindiğinde savaş çikolatasından haftada 24 milyon adet, Hershey’nin 3 katlı tesisindeki üretim bantlarında üretiliyordu. 1940 yılından 1945 yılına kadar Hershey’nin ortalama 3 milyar adet çikolata ürettiği tahmin ediliyor.

2. Dünya Savaşı’nın başlaması ile birlikte çikolata üretimi de arttırıldı. 7 Aralık 1941’de Pearl Harbor’a yapılan saldırının ardından ABD, çikolatanın sıcağın yanısıra muhtemel zehirli gazlardan da korunması ve bu gazlara dayanıklı olması gerektiğini düşündü. Field Ration D, bu yüksek koruma ihtiyacını karşılayabilmek için şu paketleme aşamalarından geçti:

  • Çikolataların her biri selofan torbalara yerleştirilerek torbaların ağzı ısı yöntemi ile kapatıldı.
  • Her bir torba bir karton kutuya konuldu ve bu karton kutuların uçları güvenli bir şekilde yapıştırıldı.
  • Karton kutular, koruma seviyelerini arttırabilmek için özel bir balmumu karışımına batırılarak kaplandılar.
  • Mumlanmış 12 kutu bir araya getirilerek büyük bir karton kutunu içine kondular ve karton kutular alt ve üst kısımlarından yapıştırıldılar.
  • Büyük kutulardan 12 tanesi de benzer şekilde bir araya getirildi ve tahta kutulara kondu. Tahta kutular da çivilenerek kapatıldı.

Farkedeceğiniz üzere çok üst düzey bir koruma hedefliyordu ABD ordusu. Üstelik bu korumayı öylesine ciddiye alıyorlardı ki paketleme ile görevli kişilerin tüm bu adımları onaylı malzemelerle yapmaları şart koşulmuştu. Yapılanların hiçbiri hayalgücüne teslim edilmedi ve önceden belirlendi. Karton kutuların yapıştırıcıların ve hatta kasaları işaretlemek için kullanılan mürekkebin bile onaylı malzemelerden olması zorunlu kılınmış, yapılması gerekenler talimatlar şeklinde hazırlanmıştı.

1943 yılında ordu, ısıya dayanıklı ama bir o kadar da tatsız olarak geliştirilen savaş çikolatasının tadının iyileştirilmesini istedi. Kısa süreli deneylerin ardından Hershey’nin daha lezzetli çikolata barları 1 ve 2 ozluk parçalar halinde savaş ürünleri arasına eklendi. Bu yeni barlar üretim ağırlığı açısından diğer tüm ürünleri geçti. 1971 yılında bu çikolatalar Apollo 15 astronotları ile birlikte aya bile gönderildi.

Kaynak: Ration D Bars