Dolar ve Euro inanılmaz bir hızla yükseldi ve yükselmeye de devam ediyor. Bunlarla birlikte ülkemizde maliyetleri bir şekilde Dolar ve Euro’ya bağlı olan ürünlerin fiyatları da gün geçtikçe artmaya devam ediyor. Fakat aynı artış gelirlere yansımadığı için alım gücü azalıyor. Alım gücü az, görünmez kriz çevremizde dolaşıyor derken alışveriş merkezlerinin dolu olması da bir soru işareti oluşturuyor. Birçok kişi “insanlar alıyor demek ki” demekten kendini alıkoyamıyor. Ancak AVM’lerin doluluğu ile insanların ekonomik durumları ve alım güçleri arasında bir bağlantı kurmak doğru mu? Alışveriş merkezlerinin dolu olması demek ekonominin iyi gittiği anlamına mı gelir?

Aslında sorunun kısa cevabı çok basit: hayır, alışveriş merkezlerinin doluluğu alım gücü hakkında bizlere bir fikir vermez. Önemli olan alışveriş merkezlerine giden kişilerin harcama yapıp yapamadıkları, yaptıkları harcamaların da hangi kalemlere gittiğidir.

Alışveriş merkezleri artık birer yaşam merkezi haline gelmeye başladı. Özellikle büyük şehirlerde şehir merkezlerine yakın gezilebilecek, dinlenilebilecek vakit geçirilebilecek alanlar bulmak zor; kış aylarında ise daha zor. Bu nedenle boş vakitleri değerlendirme yerleri olarak görülüyor alışveriş merkezleri. Arkadaş buluşmaları, hafta sonu etkinlikleri, boş zaman değerlendirmeleri AVMlerde yapılıyor artık. Sonuçta ulaşımı kolay, birçok imkan sağlayan, oturup dinlenebileceğiniz, gezip vakit geçirebileceğiniz yerler alışveriş merkezleri. Hal böyle olunca da hiç harcama yapmayan ya da düşük miktarlarda harcama yaparak günü geçiren büyük bir kesimin varlığını kabul edebiliriz.

AVM’lerin günlük ziyaretçi sayılarının fazla gözükmesini sağlayan bir kesim de zaruri ihtiyaçları karşılamak için gelenler. Büyük bir ziyaretçi kitlesi alışveriş merkezlerine market alışverişlerini yapabilmek için gidiyorlar. Bu kişiler günlük ziyaretçi sayısı içerisine katılsalar da temel market alışverişleri dışında ekonomik faaliyetler içerisine girmiyorlar. Yine alışveriş merkezlerinin yemek katında bulunan restoranlar da benzer bir durum oluşturuyor. Birçok insan yemek yemek için alışveriş merkezlerinde bulunan restoranları tercih ediyor. Bu da yine temel ihtiyaçlarından çok da öteye gitmeyen bir ziyaretçi kitlesi oluşturuyor.

Kısacası, aslında alışveriş merkezlerindeki ziyeretçileri “asıl amaçları” doğrultusunda pasta dilimlerine ayırsak yalnızca küçük bir pasta diliminin market ve restoran dışındaki mağazalarda alışveriş yaptığını görürdük. Bu da, alışveriş merkezlerinin doluluk oranı fazla olsa da bu durumu ekonominin olumlu seyri ile bağdaştırmamamız gerektiğinin bir kanıtı.